MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye siyasetinde etkin olarak yer alan her partinin ilk dayanağı Türk milleti, bağlılığı da Türkiye’dir. Her parti, Türkiye partisi olmak zorundadır. Bir milletin milli ve manevi değerler bütününü kabul etmek ve savunmak, toplumsal merkezin siyaseten ifadesini sağlamak anlamına gelir. Milli duruş ve ortak değerlerin merkezde bulunduğu Türk siyaset sahnesinde her siyasi parti kendini bu merkeze göre tanımlamalıdır" şeklinde konuştu.
Haber Giriş Tarihi: 02.04.2025 10:30
Haber Güncellenme Tarihi: 02.04.2025 10:31
Kaynak:
Haber Merkezi
hurhaber.com
MHP lideri Devlet Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye' hedefi bağlamında dikkat çekici açıklamalar yaptı. Bahçeli, Türkgün Gazetesi'nde yayımlanan yazısında şu görüşlere yer verdi:
"Milli kaynaklarımızı tüketen terörü tamamen gündemden çıkartacak, “terörsüz Türkiye” hedefimiz bu vizyonla gerçeğe dönüşecektir. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşılması için çabalar sürmekte, Türkiye bu süreçte önemli bir dönüm noktasını milli, sosyal ve siyasi hassasiyetle aşmak adına çalışmalarını yürütmektedir.
Ya terör ya demokrasi, ya silah ya siyaset tercihlerinin netleşeceği bu dönemde, terörden arındırılmış Türkiye’de siyaset ve siyasi partilerin nasıl olması, hangi konulara odaklanması gerektiği de tartışmaya açılmaktadır. Terörsüz Türkiye, geçmişiyle terörü normalleştirmek değil, onun tüm yönleriyle lanetlenmesini ve zihinlerden tamamen çıkartılmasını hedefler.
Tam bir demokrasi, böyle bir düşünsel ve sosyal atmosferde gelişimini sürdürebilecektir. Türkiye partisi olmanın siyaset boyutu, sosyal ilişkiler yönü, TBMM’deki yansımaları, toplumsal uzlaşı ve uyum konusunun siyaset felsefesi çerçevesinde ele alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Türkiye partisi olmak Siyasi Partiler Kanununa göre kurularak resmen sağlanabilir, fakat “Türkiye Partisi” kavramının altında yatan asli motivasyon Türkiye Cumhuriyetine, ortak tarih ve kültüre, ortak yaşam tasavvuruna ve iradesine bağlılıkla anlam kazanır ve bu doğrultuda duygusal bağın kurulmasını amaçlar.
Bu bağlamda tüm partilerin, öncelikle şiddetten uzaklaşması, her tür silahlı örgütle bağlarını tamamen kesmesi ve demokratik meşruiyet zemininde siyaset yapmaları zorunludur. Türkiye partisi olmak, bölge veya etnik temelli bir siyasi hareketten ülke genelinde yaygın bir tabana hitap eden bir partiye dönüşümü temsil eder.
Hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve barışçıl siyaseti öncelik kabul etmeyi, yasal demokratik zeminde kararlılıkla mücadele eden bir parti olmayı gerektirir.
Farklı toplumsal kesimlerden bireylerin parti içinde ve siyasi süreçlerde temsil edilmesini temin etmeye, etnik ve mezhepsel kimliklerin ötesine geçen bir söylem geliştirmeye, Türkiye’nin ortak değerlerini ve birlik içinde çoğulculuk ilkesini vurgulamaya önem verilmelidir.
Türkiye partisi olma hedefinde, meclis, siyaset ve toplum arasındaki uyum kritik önem taşır. Bu üç unsurun uyum içinde olması adına meclis boyutunda temsilin güçlenmesi, siyaset boyutunda kapsayıcı politikalar geliştirilmesi ve toplumda sağduyulu bir anlayışın hakim kılınması sağlanmalıdır.
Türkiye partisi olmayı hedefleyen siyasi hareketler, kapsayıcı, uzlaşmacı ve toplumun tamamına hitap eden bir dil geliştirmelidir.
Siyaset felsefesi perspektifinden, demokratik meşruiyetin halkın onayına ve hukukun üstünlüğüne bağlı olması gerektiği akıldan çıkarılmamalıdır. Böylelikle siyaset, çatışmadan uzaklaşıp çoğulcu ve kapsayıcı bir demokrasiye dönüşebilecektir.
"Her parti Türkiye partisi olmak zorunda"
"Türkiye siyasetinde aktif olan her partinin ilk dayanağı Türk milleti, bağlılığı da Türkiye’dir. Her parti Türkiye partisi olmak durumundadır. Bir milletin milli ve manevi değerler sistemini kabul etmek ve savunmak, toplumsal merkezin siyasi ifadesini sağlamak anlamına gelir. Milli duruş ve ortak değerlerin merkezde bulunacağı Türk siyaset sahasında her siyasi parti kendini bu merkeze göre tanımlamak durumundadır."
Siyasi partilerin kuruluş, program, faaliyet ve hedefleri Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesi ve Anayasa’nın ilk dört maddesiyle çatışmamalı, çelişmemelidir.
Türkiye’nin geçmişten devralıp geleceğine risk ve tehlikeler taşıyan sorunlarına ciddi bir şekilde eğilmek ve bu önemli sorunlarla cesurca yüzleşmek, siyasi kurumun öncelikli sorumlulukları arasındadır.
Uzlaşmazlıkların, farklı görüşlerin, mesafeli yaklaşımların, buzlaşmış diyalogların, yanlış anlamaların ve önyargıların mutlaka sona erdirilmesi içten dilek ve temennimizdir.
Bölgesel ve yerel farklılıkların, Türk kültürünün zenginliği içinde bütünleyici renkler olarak kabul edildiği bir anlayışın üzerine bir genel uzlaşma sağlanmasının, toplumsal barış ve huzur için değerli katkı sunacağına şüphe yoktur.
Türk ve Türkiye yüzyılında, toplumsal yaraların sarıldığı, kronik problemlerin köklü çözümler bulduğu, milli ve manevi değerlere sıkı sıkıya bağlı bir Türkiye’nin ortaya çıkması hepimizin ortak amacı olmalıdır. Her alanda ve her sahada bir uzlaşma zemininin belirmesi gereklidir."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
Hür Haber
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bahçeli: Her parti Türkiye partisi olmalı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye siyasetinde etkin olarak yer alan her partinin ilk dayanağı Türk milleti, bağlılığı da Türkiye’dir. Her parti, Türkiye partisi olmak zorundadır. Bir milletin milli ve manevi değerler bütününü kabul etmek ve savunmak, toplumsal merkezin siyaseten ifadesini sağlamak anlamına gelir. Milli duruş ve ortak değerlerin merkezde bulunduğu Türk siyaset sahnesinde her siyasi parti kendini bu merkeze göre tanımlamalıdır" şeklinde konuştu.
MHP lideri Devlet Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye' hedefi bağlamında dikkat çekici açıklamalar yaptı. Bahçeli, Türkgün Gazetesi'nde yayımlanan yazısında şu görüşlere yer verdi:
"Milli kaynaklarımızı tüketen terörü tamamen gündemden çıkartacak, “terörsüz Türkiye” hedefimiz bu vizyonla gerçeğe dönüşecektir. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşılması için çabalar sürmekte, Türkiye bu süreçte önemli bir dönüm noktasını milli, sosyal ve siyasi hassasiyetle aşmak adına çalışmalarını yürütmektedir.
Ya terör ya demokrasi, ya silah ya siyaset tercihlerinin netleşeceği bu dönemde, terörden arındırılmış Türkiye’de siyaset ve siyasi partilerin nasıl olması, hangi konulara odaklanması gerektiği de tartışmaya açılmaktadır. Terörsüz Türkiye, geçmişiyle terörü normalleştirmek değil, onun tüm yönleriyle lanetlenmesini ve zihinlerden tamamen çıkartılmasını hedefler.
Tam bir demokrasi, böyle bir düşünsel ve sosyal atmosferde gelişimini sürdürebilecektir. Türkiye partisi olmanın siyaset boyutu, sosyal ilişkiler yönü, TBMM’deki yansımaları, toplumsal uzlaşı ve uyum konusunun siyaset felsefesi çerçevesinde ele alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Türkiye partisi olmak Siyasi Partiler Kanununa göre kurularak resmen sağlanabilir, fakat “Türkiye Partisi” kavramının altında yatan asli motivasyon Türkiye Cumhuriyetine, ortak tarih ve kültüre, ortak yaşam tasavvuruna ve iradesine bağlılıkla anlam kazanır ve bu doğrultuda duygusal bağın kurulmasını amaçlar.
Bu bağlamda tüm partilerin, öncelikle şiddetten uzaklaşması, her tür silahlı örgütle bağlarını tamamen kesmesi ve demokratik meşruiyet zemininde siyaset yapmaları zorunludur. Türkiye partisi olmak, bölge veya etnik temelli bir siyasi hareketten ülke genelinde yaygın bir tabana hitap eden bir partiye dönüşümü temsil eder.
Hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve barışçıl siyaseti öncelik kabul etmeyi, yasal demokratik zeminde kararlılıkla mücadele eden bir parti olmayı gerektirir.
Farklı toplumsal kesimlerden bireylerin parti içinde ve siyasi süreçlerde temsil edilmesini temin etmeye, etnik ve mezhepsel kimliklerin ötesine geçen bir söylem geliştirmeye, Türkiye’nin ortak değerlerini ve birlik içinde çoğulculuk ilkesini vurgulamaya önem verilmelidir.
Türkiye partisi olma hedefinde, meclis, siyaset ve toplum arasındaki uyum kritik önem taşır. Bu üç unsurun uyum içinde olması adına meclis boyutunda temsilin güçlenmesi, siyaset boyutunda kapsayıcı politikalar geliştirilmesi ve toplumda sağduyulu bir anlayışın hakim kılınması sağlanmalıdır.
Türkiye partisi olmayı hedefleyen siyasi hareketler, kapsayıcı, uzlaşmacı ve toplumun tamamına hitap eden bir dil geliştirmelidir.
Siyaset felsefesi perspektifinden, demokratik meşruiyetin halkın onayına ve hukukun üstünlüğüne bağlı olması gerektiği akıldan çıkarılmamalıdır. Böylelikle siyaset, çatışmadan uzaklaşıp çoğulcu ve kapsayıcı bir demokrasiye dönüşebilecektir.
"Her parti Türkiye partisi olmak zorunda"
"Türkiye siyasetinde aktif olan her partinin ilk dayanağı Türk milleti, bağlılığı da Türkiye’dir. Her parti Türkiye partisi olmak durumundadır. Bir milletin milli ve manevi değerler sistemini kabul etmek ve savunmak, toplumsal merkezin siyasi ifadesini sağlamak anlamına gelir. Milli duruş ve ortak değerlerin merkezde bulunacağı Türk siyaset sahasında her siyasi parti kendini bu merkeze göre tanımlamak durumundadır."
Siyasi partilerin kuruluş, program, faaliyet ve hedefleri Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesi ve Anayasa’nın ilk dört maddesiyle çatışmamalı, çelişmemelidir.
Türkiye’nin geçmişten devralıp geleceğine risk ve tehlikeler taşıyan sorunlarına ciddi bir şekilde eğilmek ve bu önemli sorunlarla cesurca yüzleşmek, siyasi kurumun öncelikli sorumlulukları arasındadır.
Uzlaşmazlıkların, farklı görüşlerin, mesafeli yaklaşımların, buzlaşmış diyalogların, yanlış anlamaların ve önyargıların mutlaka sona erdirilmesi içten dilek ve temennimizdir.
Bölgesel ve yerel farklılıkların, Türk kültürünün zenginliği içinde bütünleyici renkler olarak kabul edildiği bir anlayışın üzerine bir genel uzlaşma sağlanmasının, toplumsal barış ve huzur için değerli katkı sunacağına şüphe yoktur.
Türk ve Türkiye yüzyılında, toplumsal yaraların sarıldığı, kronik problemlerin köklü çözümler bulduğu, milli ve manevi değerlere sıkı sıkıya bağlı bir Türkiye’nin ortaya çıkması hepimizin ortak amacı olmalıdır. Her alanda ve her sahada bir uzlaşma zemininin belirmesi gereklidir."
Çok Okunanlar